Öncelikle, aramasını bilenler için Türkçe dilinde gayet faydalı, detaylı ve öğretici kaynaklar var. Bu kaynakları hazırlayanlardan Allah razı olsun,
elleri de dert görmesin. Ancak çoğumuz düzgün haber alamıyoruz. Duyduğumuz haberler genellikle eksik, bağlamından kopartılmış, yanlış yönlendirici ve(ya)
taraflı oluyorlar. Bunun başlıca sebebinin ve elle tutulur semptomunun da günümüz haberciliğinde egemen olan (doğrudan) atıf yapmama
kültürü olduğunu
düşünüyorum.
Müsaadenizle bir örnek vereyim: Yıl 2025, eylül ayının başlarındayız. Üniversite öğrencilerinin yurt telaşında olduğu bir dönemde, haliyle haberciler ve ilgili müesseseler de gözlerini öğrencilerin yurt bulma çabasına çevirmiş. Bu süreçte TÜYİSEN Genel Sekreteri Ömer Kurtaran Efendi de bir açıklama yapmış, hem temsil ettiği insanların, hem de devletin işine yarayabileceğini düşündüğü bir argümanı kısa, öz bir metinle ve iki görselle izahat etmiş.
Ancak ben bu haberi ilk gördüğümde kesinlikle bu şekilde görmedim. Benim gördüğüm haber, Gazete Anadolu'nun geçtiği haberin gereksiz sözlerle doldurulmuş, argümanlarının ve argümantasyon adımlarının önemli bir kısmının kırpıldığı bir haberdi. Haberi hangi siteden gördüğümü söylemeyeceğim, çünkü bu yazıyı o ya da bu haber sitesini hedef almak için yazmıyorum. Keza aynı haberi değişik değişik metinlerle, hatta bazen gereksiz ve bağnaz ideolojik inançlarla yazıldığı aşikar başlıklarla, ama sonuçta aynı ve "dumbed-down/Bilal'e anlatır gibi" sunan binbir farklı site vardı.
Şimdi, sizi 2 Eylül gecesine geri götürmek istiyorum. O zamanlar bu yazının ilk taslağını yazarken; bu haberin Gazete Anadolu'daki aslından haberim
yoktu. Okuduğu haberi beğenmemiş, Ömer Kurtaran'ın orijinal röportajda ne dediğini de merak etmiştim. O yüzden haber sitesindeki kaynağa baktım: ###
Kaynak göstermedeki ilk faulü de işte burada görüyoruz. TÜM sitelerde kaynak gösterme nâmına yapılan tek atıf, haberin bir köşesindeki
Kaynak: ### yazısı, yani haber bir haber ajansından alınmış. Peki bu haberi ### ajansı size nasıl sundu efendiler? Bilemiyoruz. Ajansın internet
sitesinde arattığımız vakit binbir farklı, konudan
bağımsız haber görebiliyoruz; ancak bu haberi göremiyoruz. İnanmıyorsanız kendiniz deneyiniz. O halde internete aratalım, muhakkak ki kaynağını
buluruz!
diyenler olacaktır; cevap vermek isterim, bulamıyoruz. Allah şahidimdir ki en az bir saat bu haberi internette arattım da ajansın
sitesindeki haberi bulamadım. Röportajı yapılan ismi giriyorum, sendikanın adını giriyorum, bulamıyorum. Her sitede farklı olan başlıkları giriyorum da
gene bulamıyorum. Binbir uğraşın ve ömrümden giden saatlerin sonunda neyse ki arama motoru mevzubahis siteyi lütfettiler de gösterdiler: Burada.
Efendiler, kaynak böyle gösterilmez. Herhangi bir araştırma projesi yapmış bir liselinin de bilebileceği gibi, kaynak gösterilen internet sayfasının tam linki verilir; kitabın da tam adı, yazarının, yayınevinin ismi ve basım yılı ile beraber alıntılanan sayfaların numaraları da yazılır ki eğer bir okur, gösterilen bir kaynağa bakmak isterse, saatlerce o kaynağı bulmak için uğraşmamasın. Bu işin doğrusunu yapan haber siteleri de gerek İngilizce gerek Türkçe olarak mevcut. Bu mecralarda yazan gazeteciler yaptıkları neredeyse her iddia için nokta atışı kaynak gösterirler. Elbette ki her haber sitesindeki her haberden bir üst-düzey BBC veya 40 yıllık gazeteci Murat Yetkin kalitesi beklemiyorum, ancak bari bir tanecik kaynak haberinize yönlendiren bir bağlantı; hadi o da olmadı; kaynak haberin başlığını verin be mübarekler!
Neyse, haber ajansının sitesindeki haberi buldum. Baktım habere, idare ederlik bir metin gördüm. Hem metinden bu yazının aslî yazı olmadığına dair en ufak bir ibare, hem de sayfanın herhangi bir köşesinde herhangi bir atıf da görmeyince haberi aslen bu ajansın yaptığını ve diğer sitelere dağıttığını varsaydım. Amma velakin, daha sonrasında bu yazıyı yazmak için kaynak toplarken Gazete Anadolu'nun haberine denk geldim de esasında bu haberi onların geçtiğini, ajansın da haberi atıfta bulunmadan, değiştirerek ve eksik bilgiyle sunduğunu anladım.
Tekrar etmek isterim ki bu haberi hiçkimseyi, bilakis herhangi bir internet sitesini veyahut haber ajansını suçlamak için yazmıyorum. Keza bu haber siteleri ve ajansları arasındaki ilişkiye de hakim değilken öyle ya da böyle bir suçlama yapmak, kimse için doğru olmaz. Ancak literatürde, bir yazıda yer alan birtakım bölümleri, asıl emektarlardan bahsetmeden anlatmak pek de hoş değildir, liselerde veya üniversitelerde tespit edildiği zaman çeşitli yaptırımları vardır.
Haber ajansının burada sergilediği tutum, az evvel hayıflandığım haber sitelerininkinden çok daha vahimdir. Çünkü haber ajansı, asıl haber emekçilerine hiçbir atıfta bulunmamakla, haberin aslında kendilerine ait olduğu izlenimini oluşturmaktadır. Başkalarına ait emeği kendininmiş gibi göstermek, art niyetli olmadığı takdirde bile hiçbir şekilde hoş değildir.
Peki burada haber ajansının yapması gereken nedir? Dediğim gibi, haberin asıl kaynağına bağlantı göstererek atıfta bulunması zaten her halükarda şarttır. Ancak buna ek olaraktan, haber ajansının ekstradan sorumlulukları da vardır. Ajanslar tüketici olan genel halk kitlesine doğrudan servis yapmaktan çok halka haberleri ileten haber kanalları ve sitelerine iş yaparlar. Bu sebepten ajansın en yüksek düzeyde doğrudan bilgiyi vermesi gerekir. Eğer ajans birtakım bilgileri, her ne sebeple olursa olsun, kırpar veya metinden çıkartırsa, bu işten haberi olmayan haber siteleri de zaten eksik olan metni editöryel tercihlerle daha da eksilterek halka yarım yamalak bilgi sağlama gafletine düşebilirler.
Efendiler, düzgün kaynak göstermekle haber siteleri ve haber ajansları ölmez. Haber ajansının dağıttığı haberin, aslında ajansa değil de başka bir haber sitesine ait olması önemli değildir, çünkü haber ajansının görevi orijinal haber bulmak değildir. Haber ajansının görevi, bir şekilde haber bulup, bu haberi haber sitelerine tastamam bir şekilde iletmektir. Gene, haber siteleri haber ajansına tam ve pratik atıf yapmakla bir şey kaybetmez, çünkü haber sitesinin görevi de haber ajansının sunduğu haberi kopyala-yapıştır sergilesudomek değildir. Haber sitelerinin görevi, gelen haberi kendi okurlarına, olabildiğince açık, ancak okurların diline, üslûbuna uyarlanmış şekilde ulaştırmaktır. Zaten bir haber sitesinin ülke gündemindeki tüm haberleri tek başına oluşturmasını beklemek absürttür, haberlerinin az bir kısmının özgün olması yeterlidir. Her iki kurum da, atıfta bulunmaktan kâr edecektir.
Benim asıl derdim, mevcut kaynak göstermeme düzeniyle. Bu mevcut düzen, haber sitelerine ve de topluma, herkese zararlı. Haber siteleri hem boş laflarla doldurulmuş, hem de nereden geldiği belli olmayan haberler yaptıkça, halkın habercilere ve haber kaynaklarına olan güveni zedeleniyor (bkz. Saros Araştırma Mart 2025 Raporu, s. 122). Daha da beteri, medya organlarının pek çoğu kaynakça bırakmayınca, toplum da alış kimin tam olarak ne dediğini merak edip sorgulamayınca, artık önüne her geleni, her dendiği şekilde kabul ediyor. Aynı haberi iki zıt başlık altında okuyup sonra o başlığın etkisi altında ya haberdeki kişiye palazlanıyor, ya da haberdeki kişiye palazlananlara palazlanıyor. Velakin eğer kimseye palazlanmasa da haberlere güveni kalmıyor, kendisini gündemden ve sıradanlıktan dışlıyor, ki bu da gene habercilerin etki alanını daraltıyor.
Yazdıklarımdan, günümüz Türk medyasının bir kısmını, haberlerinin aslî kaynaklarını göstermeyerekten, Türk halkında güvensizlik, içe kapalılık, toplumsal soğuklaşma gibi sorunların başlıca sebebi olmakla veya genel olarak herhangi bir art niyetle suçladığım anlamının çıkarılmasını istemediğimi tekrar etmek istiyorum. Benim tek derdim, toplumun ruh sağlığı ve bilgilenmesi için net bir fayda olacak, uygulanmasından da işini layığıyla yapan kimsenin tek kuruş zarar görmeyeceği ve uygulaması da aslında kolay olan bir çözüm önerisini kamuoyuna sunmaktır: Haber siteleri internetten edindikleri haberler için detaylı ve erişimi kolay alıntılama yapsın, en basitinden aktarma haberlerde ana kaynak habere erişen bir bağlantı koysunlar.
Yayın: 27 Aralık 2025, Cumartesi
Dipnot: Bu metni, bir aralık gecesinde, haberin asıl kaynağının Gazete Anadolu olduğu varsayımına dayanaraktan yazdım. Ancak aynı gece içerisinde yaptığım araştırmalarda bu sefer de Seydişehir Haber sitesinin bu haberi daha önceden geçtiğini gördüm. Ya ben gerçekten bu haberin tam aslını merak ediyorum. Gerek Facebook'ta, gerek TÜYİSEN'in internet sitesinde bununla ilgili dişe dokunur bir şey bulamadım; internet sitelerinde de kaç saat gezinirsem gezineyim hep daha önce geçilmiş bir habere denk geliyorum. Vallahi yoruldum.